13/3/2009 · Kategori: ASK VE SEVGI UZERINE HIKAYELER
Güneş bir başka doğuyor artık içime rüyalarımda umutlarım... Pembe bir düşten kalma uyanıyorum kendime,
sevdiğim bir tanem hoş geldin içime.
Beyazlardan bize mutluluk yakın, en doğru yaşam benim için senin varlığın.
Sevmenin aşık olmanın, düşmenin, düşlemenin ve gülüşlere dalmanın anlamlarını bulabiliyorum.
Eşim, nedensiz doğan en tatlı gün/eşim, sevdiğim, iyi ki varsınım...
Öyle içimde saklıyorum ki seni, öyle bendesin ki çok seviyorum seni.
Kalp atışlarımın seslerinde, çektiğim nefesin hasret kokan seninde, baktığım her yerde seni görür oldum.
Biliyorum sende seviyorsun büyük içtenliğinle.
Çok şanslıyım diyorum yüreğime. Yüreğine...
Gözlerim gözlerine hasrette...
Bazen hiç ses vermiyorum hasretine, beni çağırmasın diye.
Beklenmedik bir zamandan geliyorsun kalbinde gülüşlerin ile yağmur damlaları yüreğime vuruyor
. Gecenin yarısında bir başımayken uykularıma geliyorsun, rüyalarım geliyor aklıma. "Yoksa bu da mı bir rüya?" diye anlamsız bir soruya takılıp kalıyorum.
Umulmadık sevinçlerden bahsediyor zaman, sus diyorum sadece sus...
Ben gün/eşimi, canımı çok seviyorum.
Yaşamımın tam ortasında yanlış bir saksıda yetişen anlamsız bir kaktüstüm.
Ayaklar altında kalmıştı duygularım.
"Bir kurtaran yok mu?" diye seslenirken, bu anlamsız sorudan da kurtuldum.
Sen geldin diye, sırf beni sevdin diye yürüdüm, durmadan yürüdüm...
Bir damlacık sudan yok olmuşken, bir kalp nehrinde kendime doğdum.
İçimdeki senin mutluluğundayım.
Her yanım aşk heceleri, dilimde mısralardan sen ve senden vazgeçemeyen ben.
O halde ömür dediğin üç gün ise yalnızlığıma birkaç dakika ben verebilirim.
Çünkü artık ne yalnızım, ne umutsuzum ne de düşsüzüm.
Yalnızlığım bitti, umut desen senin adın, düşlerimde eşim,
her şeyim seni canımdan çok seviyorum.
Artık kalbimdeki sözcükleri dökebiliyorum kağıda,
kalemim yazabiliyor içimdeki aşkın dalgalanmalarını, yani seni...
Oysa ben kalbimin sözcükleri arasında ne çok keşke ye takılmıştım zamanında.
Çorak toprakları çıkardım kalbimden,
serdim kalbime yeşeren seni, yani bir kaktüsten açan çiçeği.
Sen diye diye ben oldum, kendimden kaçmaya çabalarken içimden gelen haykırışları duydum, durdum, baktım...
Gün/eşim olduğunu anladım. Tüm kelimeleri yanıma aldım,
gülümseyişlerimle saatlerce dolaştım.
Varlığındaki beni sevdim, varlığımdaki seni sevdim.
Hoş geldin hayatıma.
İYİKİ VARSINIM EŞİM
Fehmi Ateş
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
10/3/2009 · Kategori: ASK VE SEVGI UZERINE HIKAYELER

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
2/3/2009 · Kategori: ASK VE SEVGI UZERINE HIKAYELER
Hani, diyorum da, insanın gerçekten mükemmel bir dostu olsa...
"Onu", şöyle, içine sindire-sindire, kocaman bir sarılsa...
Ne iyi olur değil mi? Dostunuz!
dostunuz var mı? Kadın ya da erkek... Hiç fark etmez. Gerçek
dostun cinsiyeti olmaz. Paylaştığınız birileri var mı? Var ise mesele yok.
Yok ise, gidin bulun hemen!
Sırlarınızı paylaştığınız. Özlediğinizi açık yüreklilikle söylediğiniz.
"Canım benim!.. dediğiniz... Telefonda bile saatlerce konuştuğunuz sıcacık biri...
"O"nu görmediğinizde yüreğinizin "pıt-pıt" attığını hissettiğiniz,bir dostunuz var mı?
Dert ortağı, sohbetlerinizi paylastığınız, yalnızlığınızı anlattığınız,
sevincinizi hisseden biri... Yalnız kaldığınızı düşündüğünüzde,
birilerine öfkelendiğinizde, sevdiklerinizi özlediğinizde,
hayal kurduğunuzda yanınızda o var mı? Sizi hiç yalnız bırakmayan biri...
Cesur, sempatik, azimli, kararlı, Arayan, soran,
"Seni özlüyorum" diyen biri. Böyle bir canlı ile her şeyi konuşabilir, paylaşabilirsiniz.
Yanıltmaz! Anlayışla karşılar herseyi...
Hataları, günahlari-sevapları, her bir şeyi konuşabilirsiniz onunla...
Hiç yalnız kalmazsınız nitekim...
Böyle bir dost bulmak için fazla bir arayış içinde olmanıza gerek yoktur.
O kendiliğinden çıka gelir zaten. (Elektrik olayı ..)
Bir gün bir bakarsınız karşınızda...
Bir de bakmışınız sımsıcak sohbetler, derin konular, sırlar,paylaşımlar...
Kimseye söyleyemediğinizi, en yakınınıza anlatamadığınızı, geçmişteki izleri, geleceğe
dairlerinizi, sadece ona anlatır olursunuz.
Kadın, erkek Bir dost bulun! Ama gerçek olsun.
Aradığında işinizi değil, sizi soran...
Kötü gününüzde ev sahibi, iyi gününüzde kiracınız olsun.
Anlatsın, konuşsun, açık-seçik, korkmadan yaşasın.
Güvensin! Cinsiyeti olmasın!
Bir kartal kadar haşin, bir maymun kadar şaklaban, bir ceylan kadar narin olsun.
Doğruları söylesin. Gercekçi olsun. Yanıltmasın, kandırmasın!
İçten, sevecen, sempatik, sevdaları, özlemleri anlayabilen biri olsun. Anlasin!
Ağzıyla degil, gözleriyle ve kalpten konuşsun. Yaşasın!
Doya-doya yaşasın, doya-doya yaşatsın.
Beyninden değil, yüreğinden versin. "Olsun varsın! Paylaşırım." desin.
Bir dostunuz olsun. Sizi ve benliğinizdekileri paylaşsın...
Dost olsun!
Ama... Gerçek bir dost.
DOSTÇA KALIN.........
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
13/2/2009 · Kategori: ASK VE SEVGI UZERINE HIKAYELER

BUGÜN 14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ.BEN İSTERİM Kİ KİŞİLER SEVDİKLERİNİ SADECE BÖYLE GÜNLERDE HATIRLAMASINLAR. DEĞER VERDİKLERİ KİŞİLERİ HER GÜN HATIRLASINLAR..İŞTE O ZA MAN SEVGİLERE SEVGİ KATILIR.BİR YASTIKTA YAŞLANAN SEVGİLİLERİN SAYISI DA ARTAR.
BURADAN EŞİME HER ZAMAN SÖYLEDİĞİMİ TEKRAR SÖYLEMEK İSTİYORUM.AŞKIM SENİ ÇOOOOKKKKKK..........SEVİYORUM.İYİ Kİ HAYATIMA ORTAKSIN.
SEVGİLİLER GÜNÜN SADECE HEDİYE ALMAK DEGİLDİR
SEVDİGİNE DEGERLİ VE ÖZEL OLDUGUNU HİSSETİRMEKTİR.
TÜM SEVEN YÜREKLERİN SEVGİYLE DOKUNANLARIN SEVGİLİLER GÜNÜN KUTLU OLSUN.
SAGLIK ,MUTLULUK ,SEVGİYLE DOLU BİR ÖMÜR DİLERİM
SEVGİLERİMLE

Gözlerin gözlerimde, ellerin ellerimde, aşkın içimde ve ruhun bedenimde olduğu sürece seni sevmeye devam edeceğim. Sevgililer günün kutlu olsun!
Paylaştıkça çoğalan tek şeyin sevgimiz olduğunu hiç unutmayalım ve sevgimizi daima çoğaltalım sevgilim.
Daha nice mutlu sevgililer gününe.

Öperim dudaklarından gül kokulu yanaklarından her dem gözlerimin hapsindesin kalbimin tek sahibisin... Sevgililer günün kutlu olsun!

Güller anlatsın sana olan sevgimi, güller anlatsın yanlızlığımı, çaresizliğimi. Yavaş yavaş eriyen yüreğimi güller anlatsın ben anlatamadım.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
31/1/2009 · Kategori: ASK VE SEVGI UZERINE HIKAYELER
.jpg)
Ilık sular süzülürken bedenimden gözümden süzülenlerle daha çok ıslandı tenim...Sendin gözlerimden akan...İçim katılmıştı ağlamaktan...Yitirmenin ve yitirilmenin ne olduğunu öğrenmiştim eş zamanlı...Suyun beni o her zaman rahatlatan dost sesi, teskin edici teması da yetmedi gecemin karanlığına bir ayışığı katmaya...Gitmiştin, kendini alıp yanına...
Güneşin altın tepsi silueti çok kez düştü denizin mavi dalgalarına gidişinden sonra...Yakamozlar kucakladı sahil boyunda denize değen ayaklarımı defalarca...Azalır mı diye bekledim yüreğimde gidişinin sızısı...Katmerlendi aşkım günden güne...Mayalandı sensizlik, sensiz gecelerde...Aşkının haykıran çığlıkları hiç eksilmedi hayatımdan...Bedeninin olmadığı günlerde kelimelerin yetişti beni ümide döndürmeye..."İçimdesin" diyen bir adamın sesi yankılandı hep başka seslerin içinde...Biliyorum aşkım içindeyim çünkü beni de götürdün yanında...Sensiz hudutlarda yaşayan bir kadın tanıyorum ama içi senle dopdolu...Ve bir adam tanıyorum kadının olmadığı bir mekana teslim olan...Ama yalnız değil adam. Kadını da götürdü yüreğinde...Aşkın adı, aşkın tadı hiç eksilmedi uzayan kısalan ama hep varolan günlerin ve gecelerin akıp giden ritminde...Tek bir ruh ikiye bölündü iki ayrı bedende...Sen ve ben...İçiçe, çözülmemecesine...Seni Seviyorum, Senin beni sevdiğin gibi hem de...
alıntı
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
30/1/2009 · Kategori: ASK VE SEVGI UZERINE HIKAYELER

İki yıldır evliydiler...
Çocuk edebiyata ve şiirlere ilgi duyuyor ve yazıyordu.
Yazılarını internet sitelerine gönderiyor, şiirlerini dergilere postalıyordu.
Fakat kimse dönüp bakmıyor,okuyan ve beğenen çıkmıyordu.
İyi bir fotoğrafçıydı.Ama edebiyat ve şiir merakı yüzünden fotoğrafçılığı bir kenara bırakmıştı.
Kendi düğünlerinindeki fotoğrafların büyük bir çogunlugunu da o çekmişti.
Karısını çok seviyordu. Karısı da onu seviyordu.
Kızın biraz sabırsız bir karakteri vardı, zaman zaman kızıp bağırır,küserdi.
Erkek daha sabırlıydı,her zaman karısını hoşgörür, affedici olmaya çalışırdı.
Erkeğin başı edebiyat ve şiirle hoş olduğu için, evin geçimini karısı sağlıyordu şimdilik. Çok satan bir yazar oluncaya kadar...
Kızın naz günüydü bugün.Yine kocasından sevmediği birşeyi yapmasını istiyordu.
Kız: " arkadaşımın düğün fotoğraflarını neden sen çekmiyorsun? Üstelik karşılığını fazlasıyla ödeyeceğini söyledi "
Erkek: " bugün vaktim yok "
Kız: " Öffff yine mi? " şu roman yazma işini biraz kenara bıraksan, pekala vaktin olacak."
Erkek: " Birgün herkes benim yazdıklarımın kıymetini anlayacak. "
Kız: " Ben anlamam. Arkadaşımın düğün fotoğraflarını çekeceksin. "
Erkek: " Hayır! "
Kız: " Ne olur sadece bir kez? "
Erkek: " Hayır dedim! "
Diayalog burda koptu.
Kız son uyarısını yaptı: " Ya 3 gün içinde bunu kabul edersin ya da..."
İlk günün sonunda,kocasına mutfağı, banyoyu, bilgisayarı, buzdolabını, televizyonu ve müzik setini yasakladı.Yasaklardan yatagı hariç tuttu, sadece herşeye rağmen sevdiğini göstermek için.
Erkek aldırış etmedi. Derken 2.gün başka yasaklar ve bunu 3.deki başka yasaklar takip etti...
Ve 3.gece...Yine aynı yatağı paylaşıyorlardı. Ancak sırtları birbirine dönüktü.
Erkek: " Konuşmamız lazım "
Kız: "fotoğraf çekimi dışında konuşacak bişeyimiz yok!"
Erkek: "Çok önemli bir konu"
Kız: " Sessiz kaldı."
Erkek: "Ayrılalım mı? Ne dersin?"
Kız kulaklarına inanamadı.
Erkek: "Bi kızla tanıştım."
Kız kızgınlığını ve şaşkınlığını saklayamadı.Gözleri çoktan nemlenmiş,ve yüzünde göstermemeye çalıştığı iki damla gözyaşı aşağıya süzüldü.
Erkek pijamasının içinden bir fotoğraf çıkardı.Tam kalbinin üzerinde saklıyordu.
Erkek: "Hoş bi kız!"
Kızın gözyaşları çoğaldı.
Erkek: "Anlaşabileceğim biri! Beni çok seviyor ve beni istemediğim şeyleri yapmak için zorlamıycağından eminim. Ayrıca iyi bi yazar olmam içinde bana destek
vericek"
Kızın kıskançlığı iyice arttı çünkü bir zamanlar bütün bu sözleri kendisi de vermişti...
Erkek: " Fotoğrafını çektim. Sende bakmak ister misin? "
Kız: "...."
Erkek fotoğrafı bakması için kıza uzattı ama kız karşı konulmaz bi öfkeyle erkeğin elini itti.
Ve kız ağlamaya başladı.
Erkek fotoğrafı tekrar koynuna koydu.
Erkek ışığı söndürdü ve uyumaya başladı. Kız ışığı yaktı ve oturdu.
Erkek uyuyordu ama kızın uykusu kaçmıştı.
Bir zamanlar kendisi de diğer kız gibi davranmıştı ona...
Ne çabuk unutulmuştu iyilikleri, desteği, sevgisi...
Tekrar ağladı. Onu uyandırmak istiyordu. Aşklarının hatırasını yeniden kalbine kazmak istiyordu.
Erkeğin pijamasının açık yakasından fotoğrafın arka yüzü görünüyordu.
Merak duygusu kıskançlığını ve öfkesini yendi. Kaybedeceği birşeysi yoktu nasılsa.
Elini uzatıp yavaşça aldı fotoğrafı.
Baktı.
Ağlamak istedi doyasıya...
Doyasıya gülmekte istedi.
Güzel çekilmiş bir fotoğraftı. Kızda güzeldi.
Kendi fotoğrafıydı.
Bir ara kendisinden habersiz çekmiş olmalıydı.
Eğildi kocasını yanağından öptü.
Erkek tebessüm etti.
Uyuyormuş gibi yapıyordu...
KARŞINIZDAKİNİN SİZİ DEĞERLİ HİSSETTİREBİLMESİ İÇİN ONA İZİN VERİN... BUNDAN ÖTE BİR MUTLULUK YOK YAŞAMDA BUNA İNANIN..
netten alıntı 
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
29/1/2009 · Kategori: ASK VE SEVGI UZERINE HIKAYELER

Yokluğun öyle çok şeyi fark ettir diki bana meleğim,meğer gözlerim kapalıymış dünyaya..Pembe rüyadan uyandım artık.Yalan dünyada aşk sandığımız şeyinde yalan olabileceğini gördüm.En acı ve en saf halimle.Ama olsun yaşamak gerekiyor ki olgunlaşabileyim..Hamdım piştim bu aşk sayesinde.Belki de aşk değildi ve ne olduğunu anlayamadım hiçbir zaman.Karmakarışık bir rüya hatta zamanla kabusa büründü aşk sandığım duygularım..Düşünmeden,duyarsızca umursamadan içimde kendime çektirdiğim acıya da son vererek ve ne olursa olsun yeniden sevebilecek olmaktan vazgeçmeyerek yoluma devam ediyorum şimdilerde.Yeri geldi sana şikayet ettim onu ama artık BİTTİ.İnanmak yolun yarısıdır derler doğruymuş iki aydır düşünüyor ve karar vermeye çalışıyordum..ve artık acıya son verdim,kendime çektirdiğim zulmü bitirdim Allah’ın izniyle.Sana yazmak rahatlatıyor beni belki saçma ama olsun.Onunla ilgili son satırlarım bunlar sana.
Fani dünyayı terk edeli tam dokuz ay oldu geçen gün.Anneciğinin gülüşü,duruşu,bakışı tıpkı sen..Ona sarılmak seni hissetmek gibi adeta meleğim.Metanetle dayanmaya çalışıyorlar ve bizde manevi desteğimizi üzerlerinden eksik etmiyoruz,etmeyeceğiz de..Onların canının yandığı kadar,binde bir yanmasa da yanıyor içim.Sanki büyük bir boşluğun içinde kaybolmuş gibiyim.Hiç görmedim seni belki ama sevmek için görmek şart değilmiş bunu öğrendim.Seviyorum saf bir sevgiyle seni ve ilk defa birisini özlüyorum bu kadar.Rock müziğin kan ağlıyor içi sanki..Sensiz rock dinlemek daha bir acı benim için şimdi.Ruhun üşümesin diye gözlerimde biriken akmaya hazır gözyaşlarımı içime akıtıyorum sürmeli meleğim..Sırf ruhunun huzuru için,senin için.İçimdeki seni öyle güzel ve derin bir yere sakladım ki..Şimdi sen yoksun diyorum bazen oysaki sen hep içimdeydin bırakıp gitmedin ki beni.Sabahları resmine bakıp günaydın meleğim diyorum,akşamları tatlı rüyalar huzurlu uyu meleğim..Vuslatın hiçbir zaman gelemeyeceğini bile bile birgün en azından rüyama gelirsin diye beklemekteyim.Dua zincirleri oluşturduk senin için,bıraktığın yerden devam ediyoruz hayata sanki hiç gitmemişsin gibi.Bir ilki yaşadım seninle.Bir ölüm bu kadar derin etkilemedi daha önce beni,oysa ölüm gerçeğini bilen biriyim.İnsan hazırlıklı olamıyormuş sevdiği birisini kaybetmeye.Ölümde yaşam gibi gerçek..Yaşamın içinde keşke ölseydim dedirten acılarda yaşayabiliyor insan bazen.Diyenlerden değilim çok şükür.Keşke demeyi bırakalı çok oldu.Ölüm karşısında göz yaşlı,dil suskun,kalp yaralı ve ruh boşluğa düşüyor sanki.
Duayla,inançla,bu gerçeği zorda olsa kabullenmekle ayakta durabiliyor insan.Dimdik ayaktayım meleğim sabrediyorum,ağlamıyorum sadece dua ediyorum ve Yüce Yaradan ‘a sığınıyorum..Artık günleri saymıyorum,ardından ağlamıyorum dayanıyorum,kabulleniyorum sadece..ve bil ki en çokta seni özlüyorum..Meleğim yattığın yerde huzurlu uyu..
(T.G)
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
28/1/2009 · Kategori: ASK VE SEVGI UZERINE HIKAYELER

“Özledin mi beni?” diyorsun.
Özlemek senin dilinde bir kelime, şiirinde bir süs, duyguna bir takı!
Özlemek senin mutluluğun, özlemek senin katığın. Özlemek senin her soluk alışında oflayan yaşlı kişilerin yaptığı gibi hep ağzında sakız olup diline yapışan bir alışırlık!
Gel sen bana sor!
Gün ola kızıyorum kendime: “Neden merhaba dedim, seni sevdim diye? Hayatımda ne değişti ki?”
Gün ola gündüz rüyâsındayım; bazen o mazgalda, bazen o asansöre yakın olan dört duvarlı serbestlik diyarında… Silkinince rüyâ bitiyor… Acı gerçek şu! Özlem denilen ağın içine takılmış kalmışım.
İnan… Bir dünya var yaşadığım; dış derisi özlemle yoğrulmuş, ortasındaki kalın kemerin adı bile ekvator değil özlem olmuş…
Ne güney kutbu, ne kuzey kutbu var orada. Sadece özlem kutupları. İşte o dünyada iki gözüm; sen dersen ay, dolunay oluyor… Sen dersen güneş çıkıyor. İşte o dünyada sen ne sorsan, ben hayır diyemiyorum…
Sokakları sen planlamışsın, caddeler, anayollar, otoyollar hep senin hayâlinin hediyesi, verimi…
Irmaklar akıyorsa, nehirler denize kavuşuyorsa; senin sözlerin, özgelerin, dizelemelerin.Ormanlar yeşermiş, bulutlar mavi mavi kümeleşmişlerse, parkta bir adam ıslık çalıyorsa, hep senin marifetin bunlar…
Gittiğim yollar da senleşmiş inan. Radyoma nasıl girdin sahiden? Ne güzel de çalıyor yanık yanık! Sağlı sollu çiçekler, lambalar hep yeşil… Ne marifetlerin varmış meğer!
Benim anmadığım bu kelime, benim dünyam işte. İçinde günbegün yaşıyorum. Ozanım sen çizdin her köşeyi, sen kurdun, sen kuşattın gökyüzünü, uçaklar bile duruyor sen kal deyince, rüzgâr esse biliyorum, senden gelen emirle hayat veriyor çiçeklere…”
Gülü susuz, seni aşksız bırakamam” diye çığrınıyor Yaşar ÖZEL… Ne kadar da güzel öğretmişsin ona böyle dokunaklı okumasını.
Ümit Yaşar “Senden geldim, seninle gideceğim.” diyordu da kıskanıyordum…
Şimdi dolu dolu yaşıyorum onun hislerini, bu senin kurduğun özlem dünyasında… Gel de kahrolma…
Bir kadeh şarabın tadı yok! O eski mezeler, o güzelim zevkli şarkılar, büyülü akşamlar hep uzun parmaklarının hüneri… Beni yaşattığın bu özlem adlı dünya senin eserin. Sakın bana özlemden yakınmayasın, senin mayan o!
Sabah gözümü açınca günaydınım, çayıma zeytinim, aç mideme ekmeğim, sesimin dudaklarımın mırıltısı… Sen bitmeyen özlem!
30 Mayıs 2007
sevgiyesusamak.wordpress.com

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
27/1/2009 · Kategori: ASK VE SEVGI UZERINE HIKAYELER

aşkın kendisi özgürdür. dilediğinin gönlüne girer ve dilediği zaman çıkar. ancak aşık olan ya da olunan, işte o "aşk"a tutsaktır. son karar her zaman "aşk"ındır.
gözler aşkı yaşamakta özgürdür. aşkla parlamakla... ama aşka bakabilme süreleri "aşk"a tutsaktır. son söz yine "aşk"ındır.
eller dokunmakta özgürdür. okşamakta... avuçlarında aşklarının elini, sımsıcak tutmakla. ama o dokunuşlarda "aşk"ı hissedebilmeleri yine "aşk"a tutsaktır.
dudaklar sözlerinde özgürdür. öpüşlerinde... "aşk"ın ateşiyle yanamazlar özgürce ama, çünkü "aşk"a tutsaklardır.
kalp, "aşk"la çarpmakta özgürdür. solutmakla... yaşatmakla... "aşk"ın kalbi onunla atmasa da umursamaz. o çarpar "aşk"la. "aşk"a tutsak değildir kalp. engelletmez kendini. dilediğince "aşıktır" dilediğince "aşktadır". "aşk" uçup gitse de içinden, ondan bağımsız yaşar yine de "aşk"ını. bir kere "aşk"a aşık olmuşsa bir yürek, ne ferman dinler, ne iflah olur... işte "aşk"a tutsak olmayan tek o'dur. kalp "aşk"a tutsak değildir. kalp "aşk"ta özgürdür. kalbin tutsaklığı "aşk"a değil, yalnızca "zaman"adır.
aşk tutsaklık mı, özgürlük mü?
aşk özgürdür.
tutsak olan "aşk" değil, aşık olanlardır.
çünkü son söz daima "aşk"ındır...
netten alıntı
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
21/1/2009 · Kategori: ASK VE SEVGI UZERINE HIKAYELER

Kendimle savaşım ve duygularımla verdiğim o sayılı mücadele sanırım bu gece sona erdi. Ve ben ilk defa demir kapıların ardında gizli güneşimin senin yüreğine doğmasına izin verdim. Hiç böyle olmamıştım ben bilmem, belki de olmuştum...
Gökyüzünü izledim bütün gün. Ve ağaçları ve kuşları ve seni...Öyle huzur dolu ve öyle mutluydum ki, içimde taşıdığım ve ağır diye nitelendirdiğim bu sonsuz sevginin aslında beni yenileyen tek duygu olduğunu fark ettim her tebessümde. Çünkü, gözlerimde senin derinliğin, ellerimde senin sıcaklığın ve ruhumdaki varlığınla beni sen, sadece sen yaşatıyordun...
Ve artık ağır gelmiyordu bu sevda bana. Özümdeydi ve bir parçamdı tıpkı senin gibi...
Aşık olmaktan utanmadım bu gece...
Eskiden hafif derdim bu yüce duyguya, sadece hafif...
Belki de gereksiz bulurdum, bilmiyorum. Kalpte derin, koparması zor ve sürekli içerilere işleyen korkunç bir yara olduğunu düşünürdüm aşkın. Belki de doğru...Yaraydı. Ama gelişimini izlediğin ve kendi ellerinle iyileştirdiğin bir yaraydı bu. Şimdi, kalbimdeki yaranın acısı, o yürek yanması daha da büyüyor. Bu çektiğim acı, sana olan sevgimi yüceltiyor, sonsuzlaştırıyor adeta... Bilmezdim duyguların en yücesini bu derde düşmeden önce ve hissetmezdim hiçbir insanı böyle yüreğimde seni sevmeden önce...
Bu gece odamın duvarları yine haykırdı bana, "A p t a l! Bunun adı sevda" diye. Ve susturamadım kalbimin çığlıklarını...
Derken göz yaşlarım ve hıçkırıklarım bozdu gecenin bütün o güzelim sessizliğini ve uyandırdı beni tatlı rüyamdan. Sen rüya idin, ben rüya idim ve yaşam koskocaman bir rüya idi yalnızca... Beni sana bağlayansa gördüğüm rüyanın en büyülü, en şehvetli anıydı sadece...
Biliyorum, sen hiç bana dönmeyeceksin. Belki, hiçbir zaman cesaretimi toplayıp konuşamayacağım seninle; Ama senin o büyülü sevginle yaşayacağım. Kim bilir...
Belki de bir gün, bir yerde görüşmek ümidiyle...
Sonsuz Sevgiyle Kal...
Sevgiyi yüreğinden hiç ama hiç eksik etme...
netten alıntı
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::