Ne kadar cok sey bilirsek, o kadar kolay affederiz.Kim derinden hissederse, yasayan herkesin adina hisseder. Aslinda hepimizin istedigi sevilmektir
<
  • Anasayfa
  • Profilim
  • Arşiv

Son Yazılarım

  • Elif Allah, Nur Muhammed tez selamet.
  • Ölüm Rahmet ve Nimettir
  • Madem Cenâb-ı Hak Hiçbir Şeye Muhtaç Değildir, O Hâlde Kâinatı Niçin Yaratmıştır?
  • Dua Etmeye Dair
  • Derman Aradım Derdime..Derdim Bana Derman İmiş..
  • Sevgiliyle buluşma vakti:Namaz...
  • Güzeli seven Güzel! Sana feda edeceğim güzellikler ver!..
  • Yâ Rabbi!
  • Ey Allah’ım!
  • İnsan yağmur gibi olmalı

Kategorilerim

  • ESMA ÜL HÜSNA VE SIRLARI
  • Makaleler :::
  • anlamlisozler
  • ASK VE SEVGI UZERINE HIKAYELER
  • Aura ve Enerji Alanı
  • DENEMELER BANA OZEL
  • DUA'LAR
  • Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın ansiklopedisi...(Sabır)
  • GELİŞTİREN VE SPIRITUEL YAZILAR
  • Hz Mevlana dan
  • ICE DONUK KONUSMANIN GUCU
  • KaRDeLeN ŞiiRLeRi
  • resimli siirler
  • RÜYALARIN YOLU
  • saglik
  • SEVDİGİM RESİMLER
  • siirler
  • İSLAMDA GENEL KONULAR

Arkadaşlarım

  • dizix
  • urgupaksalur50
  • videocuk
  • Agarta1
  • pulcinella
  • fenomen
  • gulcanella
  • songuldemirbag
  • kraltvmp3
  • romankitapozetleri
  • karlitorosdaglari
  • marininsanalevi
  • zhayat
  • vetekrar
  • efsunlu98
  • cizgifilmoyunlari
  • hircinyesilbirkuzum
  • bilgisayartr
  • barbibarbieoyunlari
  • sakliduzen
  • sihirlimasalci
  • altinfare

Bağlantılarım

  • http://kardelexn.blogspot.com/
  • http://xkardelenx.tr.gg/
  • http://www.sahibinden.com/cengelkoy_nato_yolunda_satilik_bogaz_manzarali_bina-83WQQaXQQ12143613WQQpXQQdisplayitem
  • http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/i1.htm
  • http://www.necatiaksu.net/dosya/marifetname.htm
  • http://www.ruhunyolculugu.com/
  • ruhsalplatform.com
  • http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/sifat/index.htm
  • http://www.hakanyilmazcebi.com/?sayfa=oku&id=76
  • http://www.mpltv.de/mpltv.php?action=arsiv&islem=izle&id=2024
  • http://www.dailymotion.com/relevance/search/engin+noyan/video/x6wnl6_esmaulhusna-engin-noyan_music
  • http://www.dailymotion.com/relevance/search/engin+noyan/video/x5kz8w_esma-99-dua-engin-noyan_people
  • http://www.dailymotion.com/video/xae3ot_esmaul-husnamunib-engin-noyan_music
  • http://www.dailymotion.com/related/x3l6y1/video/x4n2ui_99-names-of-allah-esmaul-husna_people
  • http://www.izlesene.com/video/facebookcded5bd/894246/&ref=facebook_title
  • http://www.dailymotion.com/video/xapy0y_engin-noyan-esmaul-husna-1_music

İnsan yağmur gibi olmalı

23/9/2009 · Kategori: GELİŞTİREN VE SPIRITUEL YAZILAR

İnsan yağmur gibi olmalı …, herkesi ıslatabilmeli… Rahmeti kuşanıp herkese, her şeye merhamet etmeli.. İnsan sözünü; yağmur gibi yumuşakça indirmeli kulaklara; Kırıp dökmemeli, damla damla söylemeli, ince ince sevmeli… Şefkatli olup kimseyi küçümsememeli, hor görmemeli, kimsenin dalını kırmamalı.. İnsan yağmur gibi, bir görünmeli bir saklanmalı… Öyle ince olmalı ki, ihtiyaç duyan onu dizi dibinde bulmalı, ihtiyaç bittiğinde hiç şikayetsiz ortalıktan kaybolmalı.. -net'ten-

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

BEN BÖYLE SEVGİYİ ÇOK ÖZLEDİM!.

8/8/2009 · Kategori: GELİŞTİREN VE SPIRITUEL YAZILAR

Yaşamda sevgiye dayanan dostluklar, birliktelikler ve elelelikler kolay kurulmuyor. Hele bu devirde!.. İlişkilerin temeline HARÇ olarak konulmasi gereken SEVGİ, zaman içinde çelik gibi olması beklenirken, bir de bakıyorsunuz toz haline gelivermiş!.
Elele olduğunu zanneden Can’lar, madde boyutunda nefis girdabına girip, yaşanan tüm güzellikleri birden unutuvermiş. Bunun da faturası (ne yapalım biz insanız’a) çıkarılmış. 

Ama asıl amacımız önce insan olmak ve daha sonra da insan-üstünü bulmak değil miydi?. Hani, her an Sevgi ile nefes alanlar olacaktık!.. Birbirimizi gönlümüzde duyacaktık?.. Bizi gören diğer canlar da misk kokan bahçemize gelecekti?. Ben böyle sevgiyi çok özledim!..

Ama aklımızda olanı gönlümüze indirmedikçe vede yaşamadıkça, sevgiden bahsetmek ne derece doğru!. Sevginin sözde değil, gönülde olduğunu bilen olmalıyız. 

Söylenildiği gibi, sevgi ayrım yapmaz ve sevgi kayırmaz. Koşulsuz sevgide yargılama olmaz.

Bir ruhsal bilgi, “Siz şimdi aranızda öyle seviniz ki biribirinizi, Yaradan size sevgi ile baksın. Siz sevgiyi öyle pişiriniz ki aranızda, burcu burcu koksun da, kokusunu duyanlar koşsun aranıza” diyor. Ben böyle sevgiyi çok özledim…. 

Söylenildiği gibi, gerçek SEVGİ’ye ulaşmadan, SEVGİLİ’ye (Yüce Yaradan’a) kavuşmak mümkün değil!..

“O”, SEVGİDİR…

Erol Yurderi


Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Aşk dediğin beklemektir Ey Sevgili!

4/7/2009 · Kategori: GELİŞTİREN VE SPIRITUEL YAZILAR

Aşk dediğin beklemektir Ey Sevgili!

Kays gibi Mecnun olana kadar, Hz. Yakup gibi aydınlığa hasret kalana kadar beklemek bekleye bekleye gözden olmak, sözden olmaktır.
Ve beklemek dünyanın en asil eylemidir, eğer beklenene değecekse. Bilesin! 

Aşk; yanmaktır Ey Sevgili!
Yanıp kül olmaktır, Kerem gibi Aslına ermektir. Ateşin ortasına hesapsız girmektir İbrahim misali. Ki onun gönlünün yangınıdır ateşi gülistana çeviren.
Ki yanmak insanı kurtarır hamlıktan çiğlikten. Hem ne diyordu şair; “Yanmışın halinden ne bilsin ham/ Sükut gerektir bize gayrı vesselam..
Gözlerinden ayrı geçen her an yanmaktayım. Bilesin! 

Aşk; bedel ödemektir Ey Sevgili!
Bülbül, gonca gülü görebilmek için her seher uyanık olmak ve güle ulaşmak için yüreğini gülün dikenine asmak, kanını akıtmak zorundadır. Ya ben yüreğimi nereye asayım Ey Sevgili.
Çünkü Aşk bedel ister, külfetsiz nimet olmaz.
Beklemek bedel ödemekse eğer hâlâ ödüyorum o bedeli. Bilesin! 

Aşk; vazgeçmektir Ey Sevgili! 

Mecnun gibi aklından, Kerem gibi bedeninden vazgeçmek. Yardan gayrısından, cümle cihandan vazgeçmek.
Yemeden, içmeden, uykudan uyanıklıkdan ve vazgeçmekten bile vazgeçmektir gün gelince.
Senin için senden vazgeçmişim. Bilesin! 

Aşk; bilmektir Ey Sevgili! 
Bir tek yârı bilmek, onu candan daha aziz bilmektir. Ondan gayrı bildiklerinin hiçbir şey olduğunu dünyanın onunla mana bulduğunu bilmektir.
Onun selamı ile gelen bela olsa EyvALLAH (c.c.) diyebilmektir.
Kızmana, gülmene, gelmene, gitmene hepsine EyvALLAH. Bilesin! 

Aşk; susmaktır Ey Sevgili! 
Onun güzelliğini, iyiliğini tarif etmeye gücün yetmediği an susmaktır. Kelâmın, kalemin, sözün tükendiği yerde, manayı sessizliğe yükleyip susmaktır.
Artık sustum Ey Sevgili. Bilesin!

Aşk dediğin susup beklemektir,

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Kelebekler ağlamazmış.

3/7/2009 · Kategori: GELİŞTİREN VE SPIRITUEL YAZILAR

Kelebekler ağlamazmış... 
Öyle derdi anneannem, 
Ağlıyor yavrum onlarda ağlıyor..! 
İpekten kadife elbisesi içinde, Gözyaşları akar yüreğine. 
Feryat edemezler, Sesleri çıkmaz, 
Hep güzel hep uysal, Olmak zorundalar... 
Hep gülümsemek zorundalar, 
Ama ağlarlar kimse görmez. 
Kısacık ömürlerinde, Hep başkaları için yaşarlar, 
İpek eğirirler ödülü can vermektir, 
Güzel olurlar bedeli candır vitrinlere konurlar. 
Hep güzel diye hayranız, Mutlu sanırız.. 
Ya birde dile gelip anlatabilse, 
Ya birde sesi çıksa da, Feryadını duyurabilse, 
Kime şikayet etsin..! 
Çeker çilesini sessizce, 
Kelebeklerde ağlar yavrum, Kelebeklerde..! !
(Nurten Kederoğlu)


Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

KENDİNİ BİLİŞ

3/7/2009 · Kategori: GELİŞTİREN VE SPIRITUEL YAZILAR

Kalbiniz gecelerin ve gündüzlerin sırrını sessizce bilir. 
Ancak kulaklarınız, kalbinizin bilgisini işitmek için deli olur. 

Düşüncelerinizde daima bildiğinizi, kelimelerde de bileceksiniz. 
Rüyalarınızın çıplak bedenine parmaklarınızla dokunabileceksiniz. 

Ve böyle de olması gerekir. 

Ruhunuzun saklı kaynağı yükselmeli ve çağıldayarak denize dogru koşmalı; 
Ve o zaman, sonsuz derinliğinizin hazineleri gözlerinizin önüne serilecektir. 

Ancak bilinmeyen hazinenizi tartmak için tartı aramayın
Ve bilginizin derinliğini değnekle veya iskandil ipiyle ölçmeye kalkmayın. 

Çünkü kişi, ölçüsüz ve sınırsız bir deniz gibidir. 
Tek doğruyu buldum değil, Bir doğruyu buldum deyin. 

Ruha giden yolu buldum değil, 
Kendi yolumda yürürken ruhu buldum deyin. 

Çünkü ruh, her yolda yürür. 
Ruh ne bir çizgi üzerinde yürür,
ne de bir kamış gibi dümdüz büyür. 
Ruh, sayısız taç yaprakları olan 
bir lotus çiçeği gibi açılır.
Halil Cibran

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Yüreğinizi ısıtacak bir dostluk gülünüz olsun.....

3/7/2009 · Kategori: GELİŞTİREN VE SPIRITUEL YAZILAR

".Bir gün evinizden çıkıp bir gül bahçesine girin, dokunun ellerinizle bir güle. Ama koparmayın sakın, yalnızca dokunun ve okşayın . Sevin, sadece sevin ve sevgisini tutup koyun gönlünüze. 

Dalında duran bir gülün nasıl buram buram hasret, aşk en önemlisi de dostluk koktuğunu göreceksiniz. 
Güllerin üzerindeki çiy damlalarına bakın! sevinç ve hasret gözyaşlarıdır onlar, dostluk gözyaşlarıdır. Sevdiği için dökülmüştür, dostu için. Sevgiyle okşadığınızda bakın nasıl özlemle yanar elleriniz, yüreğiniz nasıl da aşkla çarpar, sevgiyle tutuşur. Onu koparmaya varmaz eliniz. Kalbiniz titrer. 
Dokunun bir güle, koparmayın; sadece dokunun. Ne kadar katı olursanız olun, katı yüreğinizin nasıl yumuşadığını göreceksiniz. Sevginin, dostluğun sıcaklığı kalbinize nasıl dolduğunu hissedeceksiniz. 
Ve o an başınızı kaldırıp uçsuz, bucaksız gökyüzüne bakın, göğün mavisindeki ferahlığa. O an belki, sevdalı bir kuş gelip konacak saçlarınıza, ürpererek ve ürkerek gözlerinize bakacak. Avuçlarınızın içine alıp kalp atışlarını dinleyin. Salın sonra gökyüzündeki özgürlüğe ve derin bir nefes alın. Havada özgürce kanat çırpınışının güzelliğini doldurun içinize. Dostluğun, vefanın, sevginin, özgürlüğün eşsiz güzelliğini yaşayın. 

"Gül verenin elinde gül kokusu kalır" der bir Çin atasözü. Bende gül koklayanın yüreğinde gül kokusu kalır diyorum. Bir gül ancak bir dostun elinden verilince, iç bayıltıcı güzelliğini algılar ve anlarız. Buram buram kokladığımızda dostluğun ağırlığını hissederiz. 
Vefalı bir dostumuzu kaybettiğimizde yada ondan ayrıldığımızda nasıl da sancır yüreğimiz, gecelerce uykusuz kalır gözyaşı dökeriz. Sevgimizin, dostluğumuzun ölçüsünü ancak o zaman anlarız, ama ne yazık ki, bazen iş işten geçmiş olur. Çünkü geç kalmışızdır. 
Bilir misiniz? nice köklü dostluklar, ayrılık tokatını beklermiş, anlaşılmak için?. İnsan bazen dostluğun önemini, değerini ve bir dostunu ne kadar çok sevdiğini ancak iş işten geçince anlar. 
Balıklar engin denizde suyun kıymetini ancak ondan uzak kalınca farkına varır ab-ı hayatın ne olduğunun. 

Dostluklar öylesine güzel, öylesine derin, anlamlı, incelikli, içtenlikli ki; bir güneş kadar sıcak, toprak gibi vefalı, su gibi temizdir. 
Vefanın, dilin, duygunun, yüreğin el ele, yüz yüze, iç içe girdiği, gönül gönüle birleştiği, bir gül bahçesinin güneşlenmesidir dostluk. Fırtınalarda, boranda yüreğimizin ısınmasıdır. İşte o nedenle, her şeye rağmen sizinde bir dostluk gülünüz olsun yüreğinizde... 
Siz de bir güle dokunun ve sadece koklayın göreceksiniz ki, dostluklar ne kadar önemli ve değerlidir. 

Dostluk öyle bir şey ki, hep tazelenmek ister. Hatırlanmak ister. Dost olun sizde, şu üç beş günlük ömrünüzde kimseye kötülük etmeyi düşünmeyin. Size kötülük etseler bile. Vicdanı rahat, yüreği temiz olun. Dostluğun aydınlığını, sıcaklığını ve lezzetini tadın. İliklerinize dek hissederek yaşayın. 
Yeri geldiğinde sararıp solun, düşen bir kuru yaprak olun, ama asla soldurmayın, sarartmayın dostluk gülünüzü... 
Unutmayın, hayata hiçbir şeyiniz olmasa dahi, yüreğinizi ısıtacak hep bir dostluk gülünüz olsun... 

"y.bilinmiyor"

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

belki

18/6/2009 · Kategori: GELİŞTİREN VE SPIRITUEL YAZILAR

Belki, Allah yanlis insanlarla tanismamizi istedi dogru insani tanimadan önce, böylece en sonunda dogru insanla tanisdigimizda, bu hediyenin ne yüce oldugunu anlamamiz için.

Belki, mutluluk kapisi kapandiginda, baskasi açiliyordur, fakat böyle zamanlarda kapanan kapiya öyle uzun bakariz ki, bizim için açilan diger kapiyi görmeyiz bile.

Belki, en iyi arkadaslik, sallanan bir koltukta beraber sallandiginiz, tek bir kelime etmediginiz, ve giderken bunun hayatinizdaki en iyi sohbet oldugunu düsündügünüz kisilerde saklidir. 

Belki, elimizde olanin kiymetini kaybettigimizde anladigimiz dogru olabilir, fakat elimize gelene kadar neler kaçirdigimizin farkina varamadigimiz da dogrudur.

Birine sevginizin tümünü sunmak, asla sizi de ayni sekilde seveceginin garantisi degildir. Sevgiye karsilik beklemeyin; Sadece sevginin karsidakinin kalbinde büyümesini bekleyin; fakat olmazsa da, sizin kalbinizde büyüdügüne emin olun.

Birine çarpilmak için bir an yeterlidir, birinden hoslanmak bir saat, ve birini sevmek içinde bir gün yeterlidir, ama birini unutmak ise bir ömür sürer.

Görünüse aldanmayin; kandirici olabilir. Zenginlige aldanmayin; yok olup gidebilir. Sizi güldüren birini seçin çünkü karanlik bir günü aydinlatan sey bir gülümsemedir. Kalbinizi gülümsetebilen birini bulun.

Öyle zamanlar vardir ki, bazen birini öylesine çok özlersiniz ki, onu hayallerinizden çikarip, gerçek hayatta kucaklamak istersiniz.

Hayal etmek istediginiz seyi hayal edin, gitmek istediginiz yere gidin, olmak istediginiz kisi olun, çünkü yasayabileceginiz tek bir hayatiniz var, ve tüm bunlari yapabilmek için tek bir sansiniz.

Sizi tatli kilacak kadar yeterli mutlulugunuz olsun, güçlü kilacak kadar aci deneyiminiz, insan kilacak kadar üzüntünüz, ve sizi mutlu kilmaya yetecek kadar umudunuz olsun.

Daima kendinizi baskalarinin ayakkabilarina koyun. Eger ayaklariniz aciyorsa, o kisininkiler de aciyordur.

En mutlu kisiler, herseyin en iyisine sahip olanlar degildir, onlar karsilarina çikan herseyin degerini en iyi bilenlerdir.

Mutluluk, aglayanlar, incinenler, arastirma yapanlar, ve çabalayanlar için vardir, çünkü böyle insanlar hayatlarina giren her insanin önemini takdir edenlerdir.

Ask bir gülücük ile baslar, bir öpücük ile gelisir, ve bir gözyasi ile son bulur.

En parlak gelecek, unutulmus bir geçmisin üstünde yükselir, geçmisinizdeki kalp kirikliklarini ve hatalari silmezseniz hayatin içinde ilerleme sansiniz olmaz
alıntı

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Ne güzeldir birine '' İyi ki Varsın'' Diyebilmek

18/6/2009 · Kategori: GELİŞTİREN VE SPIRITUEL YAZILAR

Ne güzeldir birine '' İyi ki Varsın'' Diyebilmek..
Bu '' biri'' hayatınızdaki o boşlukta iyilerin derinliğini bırakmıştır.
Bıraktığı derinlik de, devamında iyi damlalarını ardından getirmek de gecikmeyecek ve ''İyikiler'' denizini oluşturacaktır.
Bu deniz berraktır.
Ayaklara batacak çakıldan ıraktır.
Ne kadar derine giderseniz gidin denizin dibi aynı mavilikte olacaktır.
Bu deniz suskundur.
Sizi fırtınalarında savurmaz.
Başka denizlerdeki fırtınaların önceden habercisidir.
Onu izlerken dalıp gidersiniz hayallere, ama şu anki gerçeklerle..
Bu deniz filizdir.
Yeşilinin taze kokusu, yeni doğuşların müjdesidir.
Emekle beslenir, meyveleri çeşit çeşit renk renktir.
Bu deniz paylaşımdır.
Lokman ağzındayken, kursağı boş olanları düşünmektir.
''Ne fark eder ki'' deyip geçmemektir.
Binlerce denizyıldızı sahile vurduğunda,''hangi birini okyanusa geri göndereceğiz'' dememektir.
Bir tanesi için bile çok şey fark ettiğini bilmektir..
Bu deniz '' Sevgi'' dir..
Her harfinin hakkını vererek söylemek, değerini bilerek yaşamaktır.
Sözde değil Özde Sevmektir.
Bu gün kaç kişiye '' İyi ki Varsın '' dedin.? ?
alıntı


Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

sen ! kendin ol !

9/6/2009 · Kategori: GELİŞTİREN VE SPIRITUEL YAZILAR

sen ! kendin ol !

kendi yarattığın direnç duvarını yıkıp kendi parçalarını birleştiremediğin için büyüyemedi sevdaların.
kendini ikiye böldün. duvarlar ördün. bir yarını duvarlar ardına hapsettin. bir yarını bir maskenin ardına gizleyip, 
maskeli balolarda maskeli insanlarla kendini avuttun.

kendi yarattığın direnç duvarını yıkıp, kendi parçalarını birleştiremediğin için büyüyemedi sevdaların. 
yarım kaldı aşkların. tamamına ermedi mutlulukların.

sen yine de kurnazlık ettiğini, kendini bu parçalanmışlıkla koruyup güvende tuttuğunu sandın. 
küçük hesaplar yapıp kazandığını düşündün ama bilmediğin kadar büyük şeyler kaybettin.

kendi özün hala o duvarların içinde gerçek sevgi için yanıp tutuşuyor.

maskeli süvari dışarıda, maskeli baloda yaşamla olan dansını sahte gülümsemelerle yapıyor. 
duvarların içinde ki kendi özünün - beni unutma - diyen haykırışları yüreğini burkuyor.

duymak istemiyorsun.

bastırıyorsun iç sesini Kalabalık ve gürültüyle.

ama yine de bilmediğin bir sızı oluyor yüreğinde. dinmiyor bir türlü ne yaparsan yap. hangi maskeyi takarsan tak.

korkuların duvarları yıkıp, parçaları birleştirip, özgürleşmene engel oluyor. mutlu olamıyorsun. huzur bulamıyorsun.

kendi özünü yaşamın dansıyla besleyemiyorsun.

yaşamın içine katamıyorsun. aç ve susuz süründürüyorsun. 
onu görmezden gelip mutlu olmak için mucize insanlar arıyorsun kendi dışında.

mucize orda.

ördüğün duvarlar içinde, kendi özünde.

korkma çıkar onu yaşam balosuna.

maskelerinden kurtul. parçalarını birleştir. gerçek sen ol. dans edecek kimseyi bulamazsın diye endişelenme.

bu tehlikeyi göze al.

senin maskesiz ve gerçek olduğunu gören biri mutlaka maskesini çıkaracaktır.

sahte ve kalabalıkta olmaktansa kendin gibi, gerçek ve yalnız ol. yoksa mucizeleri beklemekle geçer gider yaşamın.

şunu da unutma sakın. kendin olmak, varolmak çok da kolay bir şey değildir. 
kolay olsaydı bunu herkes yapardı. maskeler bir bir düşerdi. kendin olmanın büyük zorlukları vardır. büyük kayıpları vardır.

önce seni her şeyinle çok sevdiğini sandığın en yakınına - sevgiline, eşine, hayat arkadaşına - karşı zorlu bir süreç başlar.

sevdiğin insanın yanında kendin olamazsan kimin yanında olabilirsin ki? 
önce ordan başlarsın. maskeni bırakıp - ben buyum, özüm bu - dersin. 
sana olan sevgisi gerçekse - özünden sevdiyse - bunu kaldırabilir. büyür ve gelişir sevginiz.

maskeli parçasıyla sevdiyse seni, maskesiz ve gerçek seni kabullenemez. 
seni sevmesi için ona tıpatıp benzeyen maskeni takmaya zorlar seni. 
sen takamazsın artık. o da çıkarıp atamaz. ve kaçınılmaz sona ulaşırsınız. bu kendin olmak için ödediğin ilk bedeldir.

sonra diğer en yakınlarına sıra gelir. ailenle olduğunda da kendin olmak istersin. 
kanını, canını taşıdığın insanların yanında kendin olamazsan nerede, kimlerle kendin olabilirsin ki? 
kendin gibi olmanın tadına varmışsındır. bunu durduramazsın. bir kez daha o zorlu süreci göze alırsın. 
onların gerçekliği kadar, ya olduğun gibi kabul edilirsin ya da onları da kaybedersin.

kendin olmanın özgürlüğü, varolmanın dayanılmaz hafifliği sonsuz mutluluğa ve huzura ulaştırmıştır artık seni.

yürüdüğün yol budur artık. o yolda yalnızsındır. ama kendinsindir. bu yolda yürümek o kadar güzeldir ki bütün zorlukları göğüslemeye hazırsındır.

yolun en başında daima en yakınların olur ve hepsi seni kendi yollarında yürümen için ısrarla geri döndürmeye çalışır. 
kendin olma yolunun en zorlu etabıdır bu.

sen direndikçe onlar da direnir.

bu sana güç verir. yolunun doğru olduğunu hissettirir.

kendin olma yolunda yürüdükçe, karşılaştığın bütün dirençleri varolmak için bir fırsata dönüştürme ustası olup çıkarsın zamanla.

kendin olursun.

yalnız kalırsın. ama çok iyi bilirsin ki Yalnızlık o ' na mahsustur. bir de o ' na yakın olmak isteyenlere. 
o yalnız olanlara daha çabuk ulaşır. bazen o ' nu kendi çokluğunda bazen de hiçliğinde bulursun. aradığın ve beklediğin mucize budur işte.

duvarlarını yıkıp, maskelerini atıp, parçalarını birleştirip, bütünselliğini oluşturmaya başladığında kendi mucizeni yaratırsın.
hülya (oğuz) gültekin
03 temmuz 2008

sevgiler..

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Ruhsal Zeka SQ /Başarının Gizemli Boyutu

2/5/2009 · Kategori: GELİŞTİREN VE SPIRITUEL YAZILAR

Kaderin Sahibi emrettiğinde, doğa yasaları değişebiliyormuş. İçtenlikle dilerseniz, doğa yasaları emrinize girebilir; dualarınızla dağları yerlerinden oynatabilirsiniz. İsterseniz, hayatınızı yeniden şekillendirebilirsiniz. 

Bugünden başlayarak geçmişinizi değiştirebilir ve böylece geleceğinizde değişim oluşturabilirsiniz. Yalnızca görünür sebeplere saplananlar, ruhsal tedbirler almadıklarında, zorunlu geleceklerinden kurtulamıyorlar, ilahi uyarıları çözümleyemeyenler ilahi cezalarla yüzleşiyorlar. Öğrendik ki, her sorun bir amaca hizmet ediyor. Eğer hastalığın gönderilme amacı, hastaya hayatın değerini öğretmekse, hasta hayatın değerini öğreninceye kadar hastalıkla boğuşmaya mahkûm ediliyor. Eğer ısrarlı başarısızlığımızın nedeni şükürsüzlüğümüz ise, şükrü öğreninceye kadar başarımız baltalanıyor. Hayatımız, göremediğimiz, tutamadığımız, ama aklımızla ve vicdanımızla kavrayabileceğimiz müdahalelerin etkisi altında geçiyor. 

Yeryüzüne mükemmel bir hayat yaşamak için gönderildiniz; yaşamayı coşkuyla sevmek ve güzellikleri paylaşmak için geldiniz. Buraya, bunalmak, ezilmek, üzülmek için gelmediniz. Sonsuzluk yolcusu olan insan, ister bir yıl, isterse bin yıl sürsün, bir kaç solukta sonlanacak hayatında, misafir olduğunu idrak etmeli; sırtında sürükleyemeyeceği dünyayı, taşımaya çalışmamalıdır. Biz sonsuzluk yolcularıyız. Cousteau gibi okyanusların derinlerine, Armstrong gibi Ay'a, Colomb gibi Amerika'ya yolculuk yapmıyoruz. Biz yıllardır yol alan uzay mekiği Voyager'i de geçeceğiz. Yakında Güneş sisteminin dışına, yıldızların ötesine göçeceğiz. Evrene, ateşindeki ruhsal damından bakacağımız gün, kocaman dünyayı uzaklardaki bir ışıltı gibi izleyeceğiz. Kimi insanlar, hayatın sersemliğinin saplantısında, sonsuzluğu hissedemeyecekler. İnsan, yeryüzüne gönderilmiş en aziz uzaylıdır, insan Cennetten gelmiş; buradaki yaşantısı sonucunda Cennete dönecek veya Cehenneme düşecektir. İnsan dünyevi bir elbise giyiyor; ama onun aslı dünyalı değildir. Anne rahmine gönderildiğinde giydiği vücut elbisesini yakında çıkaracak, ruhsallığın sınırsızlığında bağımsız kalacak ve evrenin köşeleri arasında hayal hızında gezinecektir. Uzaylı yaratıkların en özeli olan insan, aralarına kabul edildiği dünyalılara, yaratıcının enginliğini gösterebilmeli; Yaratıcılarına bağlı hayvanlara ve bitkilere, isyankârlığın utancını yaşatmamalıdır. İnsan, misafir edildiği dünyada, evrensel yolculuğunu yaratan yaratıcı adına, unutulmaz izler ve sesler bırakabilmelidir. Basarı yolculuğu bitmez. En başarılı insan, gelişme yolunda sürekli ilerlemeyi başaran insandır. Başarının sabit bir standardı da yoktur. Başarı, insanın bir önceki güne göre, kendini sürekli aşmasıdır. Kendisini ara vermeden aşmaya devam eden insandan daha başarılısı yoktur. 

Hayatı yönetirken, eski çalışmalarınızın yanı sıra, artık ruhunuzu ve ruhsal alanla ilgili bilgileri kullanacaksınız. Hayatı ne kadar içerisinden tutarsanız, o kadar güçlü tutacağınızı ve kolay sürükleyeceğinizi biliyorsunuz. Artık bunalımlara son vereceğiz, İlerlerken önümüze çıkan dağlar bedenimizi durdurabilirler; ama ruhumuzu durduramazlar. Engellerin üzerine ruhumuzla yürümeyi başarırsak, içlerinden süzülüp geçebiliriz. Israra dayanın. Evren ısrarcıdır ve ısrarcı birisini yakaladığında hizmetine girecektir. Kanaate dayanın; evren hırslıları ezip parçalıyor; istikrarlı şekilde ilerlemenin yolu, istikrarlı ilerleyenlerle kuracağınız ruhsal dostluklardır. Israr, damlayı taştan güçlü yapmıştır. Duygularınıza dayanın. Evren tam bir coşku okyanusudur; coşku biçimine girmiş ruhsal enerji kitlesi, çevrenizden akıp ruhunuzu saracaktır. Emin olun, inanın; iman sayesinde, ruhunuzdan uzanan güçlü bir elin yardımını kullanacaksınız. Gerekçelerinizi oluşturun; geleceğinizde olacakları, ne yaptığınız değil, niçin yaptığınız belirleyecek. Çevrenizde esen ruhsal enerji akımlarını okuyun, yelkenlerinizi doğru rüzgârlara açın. İstediğiniz yönde yükseltildiğinizi göreceksiniz. Hayatı yöneten kanunları, İlahi iradeyi ve gerekçeleri tanıyın. Böylece evreni yöneten yaratıcıyı tanıyacaksınız; kimse onu en iyi tanıyandan daha güçlü olamaz. 

Size yedi temel güç alanı sunulmuştur. Bu güç alanları maddesel evrene değil, ruhsal evrene bakarlar. Bir insanın maddi vücuduna göre, kalbi, aklı ve ruhu neyse; maddesel evrene göre, ruhsal evrenin konumu odur. Başkalarına öğrettiğiniz kadar öğreneceksiniz. Kaderin Sahibinin değişmeyen hükmü budur: Verirseniz alacaksınız. Size katlanarak geri dönecek olan, sadece yaptığınız iyiliklerdir. Başarılı olmak istiyor musunuz? Bu, kaderin Sahibi tarafından sizin için yapılabilir; ama bunun için insanları başarıya teşvik etmeniz gerekir. Sınırsız Kudretten başarıyı istiyor musunuz? Vermeyen almayı hak edemez; sevmeyen sevilmeye layık değildir. Sevgiyi, "sevmeyi bilmeyene" vermek, bir cömertlik değildir; sevginin şerefine ihanettir. Bizi yükselttiğiniz kadar yükseltileceksiniz. İyiliklerinizin karşılığında teşekkürü bile ihmal edebiliriz; çünkü biz bazen nankör olabiliyoruz. Ama kalbinizle konuşan, öylesine sevgili bir Yaratıcıdır ki, kendi eseri olan "sizi" o kadar önemsiyor ki, biz nankörlük etsek de, gerektiğinde araya girecek, bir avuç iyiliğinize karşılık iyilikten bir dağ verecektir. İnsanlar çalışmalarını gizleyerek başarılı olacaklarını sanıyorlarsa yanılıyorlar. Bildiklerimi gizlediğim süre boyunca, karanlıklara boğulan bir mağara gibiydim. Ne zaman paylaşmaya ve yaymaya başlamışsam, Kaderin Sahibinin ilk önce benim hayatımı değiştirdiğini gördüm. 

Siz, Sanatkârınızın "en güzel surette yarattığını" söylediği bir şahesersiniz. Peygamberler için açılan kapı, sizin için de açık tutuluyor. Ruhunuzun derinlerindeki hazine kapısından içeri girin ve perde ardındaki Sanatkârınızla buluşun. Bu buluşmanız bizleri ışığa boğacaktır. Çünkü Güneşle buluşan her ayna ışık saçar. Kalbinizden huzur alabilmek için sabırsızlıkla bekleyenler biziz, çevrenizdeki insanlardır, ağaçlardır, taşlardır, kuşlardır, İnsan Güneş değildir; ama Güneş gibi aydınlatabilecek enginlikte bir ayna olarak yaratılmıştır. İnsan, görüşüne göre, bir kaç kemik ve bir kaç damla kandır; oysa o gerçekte, tüm galaksileri yöneten Yaratıcının huzuruna çıkıp, onunla sohbet edebilecek kadar engin yaratılmış olan candır.Evrenin yüzeyinde buzdağlarının uçlarını görüyorsunuz. Ruhsal zekanızla bakmadığınızda, perde ardının engin esrarını çözümleyemezsiniz. Yaşadığım olayları sorguladım; başıma gelenleri ruhsal boyut açısından analiz ettim. Kimi sırları keşfettiğimde, hayatımın akışının da "gizli bir El" tarafından değiştirildiğini fark ettim. Yorulduğumda, ezildiğimde, çaresiz kalbimin çığlıklarıyla "0 gizli El'e" yöneldiğimde, adeta evreni sarsarak ? hizmetime koşturduğunu hissettim. 
Sanki içimden bir pusula gibi sessizce bana yol gösteriyordu. 0 zaman,tesadüf sandığımız olayların son derece bilinçli şekilde planlandığını fark ettim. Tüm geleceklerin evrenin ruhsal boyutundan yönetildiğini anladım.Çevremdeki insanları gözlemlediğimde, aynı gizli El'in sevgi selinin,herkese yöneldiğini fark ettim. Ama bazıları ruhsal coşku kanallarına 
gönüllerini kapatmışlardı. Bazıları okyanus enginliklerinde ruhlarını terk etmiş; bir avuç cesetlerine sıkışmışlardı. Bu yüzden bazıları korunuyor;bazıları da yapayalnız ve yardımsız bırakılıyordu.Bu gizli elin sırrı nedir? Bu kitapta o "gizli El'in" sırrını hissedeceksiniz. Elinizde farklı, yeni, sıra dışı, duygularınızı değiştirmeye aday, heyecan verici bir kitap tutuyorsunuz. 
Ruhsal Zeka SQ 
Başarının Gizemli Boyutu 
Muhammed Bozdağ

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »

Blogcu ile yapıldı