YA HU

Allah, Hû
1. ALLAH 

2. HÛ(ismi azam olduğu söylenen isim)

Esasen bu iki isim dahi birbirinden ayrı olmayıp; bu konunun derinliklerine ve sırlarına nüfuz etmiş Evliyâullah tarafından bir olarak kabul edilmektedir.

"ALLAH isminin sonundaki H harfi hüviyeti Zât'a işaret eder ki, bunu HÛ ismi olarak da bilir ve bu hususa HÛ ismiyle işaret eder"

Nitekim, Hz.Ali efendimiz dahi, "HU" ismine çok riâyet eder, bu ismi çok zikreder, özellikle şu şekilde söyler ve yakınlarına tavsiye ederdi:

"Yâ HÛ ya men HÛ, lâ ilâhe illâ HÛ"

İsmi Âzâmın gerçekten "HÛ" olduğuna inanabilmek veya bunu müşâhede edebilmek için tasavvufun çok derinliklerindeki bazı gerçekleri Allahu Teâlâ'nın müşâhede ettirmesi icap eder.

Rasûlullah aleyhisselâma bir gün şu sual sorulur:

- Yerleri ve gökleri yaratmazdan evvel Rabbimiz neredeydi?

Cevaben buyururlar ki:

"Altında ve üstünde hava olmayan A'mâ da idi!."

Bu hadîs-i şerîfte işâret edilen husus, Allahu Teâlâ'nın Zâtıdır.

ALLAH ismi, toplayan bir isimdir... Yâni, Allah'ın hem Zât'ını, hem vasıflarını, hem de sayısız özelliklerini içeren bir isimdir.

Allah ismiyle işaret edilen ZÂT'ın Hüviyetine ise HÛ ismi işâret eder. AHADİYYET sıfatıyla idrâk edildikten sonra, gerçek mânâsıyla Allah'a iman meydana gelir ve yakîn hasıl olur; iş taklitten çıkar, tahkike varır... Aksi halde, hep Allah "İSMİNE" iman edilir ki, bu da ehli taklidin mertebesidir... Tahkike ermişlerin ismi ise "müferridûn" veya "mukarrebun"dur ki; Allah "İSMİNDE" değil; ALLAH'IN AHADİYYETİNDE benlikleri yok olmuş; "el ân öyledir" sırrına binâen, "Allah Bakîdir" mânâsı yaşanır olmuştur.

İşte bu yaşantı içinde olanlar, "İsm-i Âzâm" sırrına ermiş olanlardır ki; her nefeste "HU" diyenin mutlak bilinciyle yaşarlar.

Bu zevâtı kirâm, dua edip de "Yâ ALLAH", "YÂ HÛ" dedikleri zaman;

"Dillerinde söyleyen ben olurum" Hadîs-i Kudsî'si mânâsınca; dileyen kendi olur ve elbette kendi dileği de havada kalmaz, yerini bulur!.
ALINTIDIR


Yorum Yaz